Gündem
Siyasal Din ve İslam Coğrafyası
28.12.2017 22:04
Siyasal Din ve İslam Coğrafyası
Geçtiğimiz yüzyılda kendisini iyice belirginleştiren din-siyaset ilişkisi günümüz toplumunu tüm hünerleriyle ustaca şekillendirmeye devam etmektedir.
Geçmiş kavimler analiz edildiğinde devletler tanrının yeryüzündeki adalet memurları olarak görüldüğü, bu nedenle de devlete ve hükümdara boyun eğmenin tanrıya boyun eğmekle eş değer kabul edildiği anlaşılmaktadır. Birkaç yüzyıl öncesine kadar neredeyse tüm devletleri şekillendiren belli bir din algısı vardı ve devlet tüm kurallarını, benimsediği inanç sistemine göre şekillendirirdi. İslam devletleri Allah’ın adını yeryüzüne yaymak adına cihadı yaşamın temel parçası haline dönüştürürken, Hıristiyan toplumları da İslam dünyasına karşı kaybettikleri toprakları geri almak için haçlı seferleri düzenlemeyi yüzyıllarca kendilerine dava edinmişlerdir. Doğu-Batı, Kuzey-Güney ekseninde yaşanan sürtüşmelerin kaynağında din ve mezhep çatışması yatmaktadır.
Sanayi devrimine kadar devletler din ekseninde siyasi çizgilerini belirlemekteydiler. Fakat, Sanayi Devrimi sonrasını, özellikle de son yüz yılda hızla değişen dünya düzenine bakıldığında din-siyaset ilişkisinin boyut değiştirdiği, amaç olan din araca dönüşürken politikanın kuklası haline dönüştürüldüğü görülmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle hammadde ve enerji kaynaklarına olan ihtiyacın aşırı artışı nedeniyle sömürge yarışına giren büyük güçler Asya ve Afrika’nın kazma vurulmamış doğal kaynaklarına el koyabilmek için kullandıkları en büyük araç din olmuştur. Bu konuda somut örnekleri yaşanan iki dünya savaşlarında, soğuk savaş sürecinde, Balkanlarda, Filistin’de, Afganistan’da kısacası Ortadoğu diye adlandırılan İslam Coğrafyasında şahit olduğumuz tüm olaylarda bulabiliriz.
Gelelim günümüz dünyasına; DEAŞ, Boko Haram, El-Kaide, Arap Baharı… İslam coğrafyası üzerinde oynanan tüm bu oyunlarda adı geçen aktörler her ne kadar din adına hareket ettiklerini, cihat yaptıklarını iddia etseler de işin perde arkasına bakıldığında aslında büyük güçlerin enerji kaynaklarını kontrol edebilmek için ve kendilerine rakip olabilecek devletlerin başlarını kaldırmasını engelleyebilmek için oynadıkları oyunun büyük bir parçası oldukları görülmektedir.
Bir zamanlar Mezopotamya topraklarında dini amaç edinerek birlik ve kardeşlik içinde yaşayan toplumlar dini, hayatlarının bir parçası olmaktan çıkartıp yaşamın bir aracı haline dönüştürmeye başladıkları andan itibaren batının kuklası haline geldiler. Akıttıkları kardeşkanıyla batı dünyasının kadehini doldururken batıya karşı savaştıklarını sanmaktadırlar.
Özetleyecek olursak geçmiş yüzyıllarda siyasal yaşamı şekillendiren din, rol değiştirerek siyasal yaşamın aracı durumuna düşmüştür. Ve bu büyük rol değişiminde batı dünyası, kendisini dinden tamamıyla soyutlamaya giderken özellikle İslam dünyasında mezhepsel farklılıkları yani dini kullanarak tüm dünyayı boyunduruğu altında tutmaya çalışmaktadır. Bundan en büyük zararı Müslümanlar görmektedir. Gerçekleri fark edip, dini yeniden yaşamın amacına oturtmadığımız sürece bu zulüm bitmeyecektir…
  • 11:48

    Narman'da Afrin Mitingi Düzenlendi

  • 09:40

    Narman'da 20 Bayan Girişimciye Süt Makinası Hediye Edildi.

  • 22:17

    Narman Peri Bacaları

  • 22:14

    Soğuk Süt Üretimi ve Toplama Organizasyonu

  • 22:07

    Ahırların Şehir Dışına Çıkarılması

  • 20:32

    Narman Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanını Seçti

  • 01:51

    Bayan çiftçilere hijyenik süt eğitimi verildi.

  • 12:21

    NarmanSpor Bayan Buz Hokeyi Takımımız Şampiyonluğa Oynuyor

  • 19:08

    Narman'da Hayvan Hastalıklarıyla İlgili Mücadele Başlatıldı

  • 17:03

    Narman'da İlkokul Kademesindeki Öğrencilere Sıra Minderi Dikildi