Gündem
BİR DAĞ YOLCULUĞU
07.01.2018 00:50
BİR DAĞ YOLCULUĞU
İlçe merkezi her ne kadar küçük de olsa oğlumu da alıp şehirden kaçıp yaylaya doğru yol alıyorum. Yol Devre Dağının yamaçlarında kıvrıla kıvrıla yükselirken tenimden içeri sızan ılık rüzgâr içimi serinletiyor. Misk çiçek kokuları Lokman Hekim’in şifa çantasından gelir gibi yüreğimizi mest ediyor. Arabanın camından dudaklarıma yansıyan güneş, damağımı kurutuyor ve susuyorum. Ufaklık da “Baba susadım” diye huysuzlanıyor. Yanımıza aldığımız su, bardağının dibinde kalmış çay gibi ılık. Neyse ki hiç endişe duymuyorum. Ne de olsa önümüzdeki dönemeci dönüp rampaya tırmanırken hemen soldaki pungar bizi bekliyor. Yazın en sıcak zamanlarında bile buzdolabından çıkmış gibidir suyu. Çok şükür diyorum, çok şükür. Suyumuzu içip elimizi yüzümüzü yıkıyoruz. Ilık suyumuzu pungarın serin suyuna katarak tazeliyoruz. Ve yolumuza devam ediyoruz.
Yaylanın girişinde yol ikiye ayrılıyor. Soldan gidersem yaylanın içine gireceğimden eminim, ancak sağ taraftaki yolu pek bilmiyorum. Kısa bir tereddütten sonra bilinmeyeni tercih ediyorum. Çünkü bilinmeyeni ararken gerçek Bilen ile baş başa olacağımı biliyorum. Yani kendimi İbrahim olmaya aday gösteriyorum. Yol ilerledikçe bozulmaya başlıyor ve zorluyor bizi. Allah’ın diyorum, Allah’ım beni yanlış yollara sapmaktan koru ve yürüdüğümüz yollarımızı kolaylaştır diye dua ediyorum. Ufaklık yüreğimden geçirdiğim dualardan bihaber, yolun zorluğundan bihaber heyecanlı heyecanlı etrafı izliyor. Zorlu bir eğimli ve taşlı dömeci birkaç denemeden sonra tırmandıktan sonra yol bir anda değişiyor. Pek araba yolu denilemez ama bir çiftteker izi var. Yolumuz esenliğe kavuşuyor ve düzleşiyor. Yolu en yavaş hızımla gitmek istiyorum, yol bitmesin istiyorum. Her taraf rengârenk çiçeklerle dolu. Yeşilin içinde rengârenk cennetten yansımalar...
Bir ara durup çiçekler içine sırt üstü uzanıyorum, ve tüm güzellikleri ruhuma çekiyorum. Keşke diyorum, keşke bir karavanım olsaydı da güneşi burada batırıp burada aydınlatabilseydim. Saat müsait, vaktimiz müsait. Biraz daha yol alalım diyorum. Bir hayli gittikten sonra düzlük bitiyor, yol bitiyor. Yolun sonu olduğuna kanaat getirip ruhumun bayrağını dikiyorum zirveye. Hemen dönmek olmaz öyle, oturup doğayla biraz vakit geçiriyoruz. Bulunduğumuz nokta müthiş. Telefonumun navigasyonuna bakarak yeryüzündeki konumumuzu belirliyorum. Yeryüzünde bir karıncayım. Etrafı daha ayrıntılı inceleyip navigasyon verileriyle de karşılaştırdığımda neredeyse Erzurum’un tüm kuzey topraklarını görebildiğime kanaat getiriyorum. Belki şu karşı uzaktaki dağ, Ovit Dağıdır, belki de şurası Artvin, şu sağ taraf da Sarıkamış olabilir. Palandöken’in zirvesini de seçer gibiyim. Seçebildiğim yerleri ufaklığa da anlatmaya çalışıyorum, ama nafile, çocuk uçuşan böceklerle ilgili.
Hz. İbrahim misali biraz iç dünyamla baş başa kaldıktan sonra dönme vaktidir deyip güneşi arkamızda bırakıyoruz. Dönüşümüzü biraz farklı yapıyoruz. Dağın sağ yamacından devam eden bir izi takip ederek dönüş yoluçiziyoruz. Birkaç köy gözüme çarpıyor, navigasyon yardımıyla Başkale, Boğakale ve Çamlıyayla olabilecekleri yönünde tahmin yürütüyorum. Yol devam ettikçe biz de devam ediyoruz. Nihayetinde inişe geçiyor, ama nere indiğimizi bilmiyorum, çocuk endişemden habersiz, yolculuğun keyfini çıkarıyor. Müthiş manzara karşısında tüm riskleri göze alarak devam ediyoruz. Yol normale dönüyor, artık bir izi değil bir yolu takip ediyoruz.
Amber kokulu yollar bizi bir köye ulaştırıyor. Kendimce tahmin edip burası Boğakale Köyü olduğunu düşünüyorum. Köy içinde yol ikiye ayrılıyor. Köşedeki dedelere selam verip “yol nereden?” diye soruyorum. Sağdan giden yolu gösteriyorlar. Direksiyonu tam sağa döndürecekken dedelerden biri “yol nereye?” diye soruveriyor. Narman’a diyorum, yolum Narman’a gider diyorum. Öyleyse yoluna düz devam et diyorlar. Yola düz devam etmek. Ya bir bilene sormasaydım, ya yanlış yoldan gitseydim. Çok şükür Rabbim bizi doğru yolu gösteren bir rehberle karşılaştırdı hamdüsenasıyla yolumuza, doğru yolumuza devam ediyoruz.
Hastane karşısındaki yol ayrımından başlayan dağ yolculuğumuz Kamışözü, Savaşçılar, yayla istikametinden Devre dağında zirve yaptıktan sonra Tortum’un Çaylıca Köyünden geçerek Başkale, Yanıktaş, Kırmızı Periler, dörtyol kavşağı derken Narman’da nihayete eriyor. Ve kendime söz veriyorum; gelecek bahara Rabbim ömür verirse sabah namazıyla başlatıp akşam namazıyla bitecek Devre dağına uzanan bir dağ yolculuğuna çıkmalıyım diyorum. Çünkü şahit olduğum güzellikler ancak yaşanırsa görülebilir.
Yolculuk boyunca dünyanın ne kadar küçük olduğu sonucuna varıyorum. Çünkü, evimin balkonundan baktığımda dağlar ve köyler birbirine çok uzakmış gibi gözükmesine rağmen dağdan baktığımda ve gezdiğim çok geniş coğrafyanın hiç tahmin edilemeyecek şekilde bir birine yakın ve bağlantılı olduğunu anlıyorum. Dünyanın, bizi göz yanılgılarıyla aldatarak kendisini çok büyük gösterdiği kanaatine varıyorum… 06.01.2017
Mehmet VARICI
  • 11:48

    Narman'da Afrin Mitingi Düzenlendi

  • 09:40

    Narman'da 20 Bayan Girişimciye Süt Makinası Hediye Edildi.

  • 22:17

    Narman Peri Bacaları

  • 22:14

    Soğuk Süt Üretimi ve Toplama Organizasyonu

  • 22:07

    Ahırların Şehir Dışına Çıkarılması

  • 20:32

    Narman Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanını Seçti

  • 01:51

    Bayan çiftçilere hijyenik süt eğitimi verildi.

  • 12:21

    NarmanSpor Bayan Buz Hokeyi Takımımız Şampiyonluğa Oynuyor

  • 19:08

    Narman'da Hayvan Hastalıklarıyla İlgili Mücadele Başlatıldı

  • 17:03

    Narman'da İlkokul Kademesindeki Öğrencilere Sıra Minderi Dikildi